- Erzurum Haber Gazetesi - https://erzurumhabergazetesi.com -

YAZMAK ÜZERİNE…

İnsan yazar; çünkü içi doludur, yazmazsa duyguları, düşünceleri, acıları birikir ve zamanla taşar bu sebeple yazmak, çoğu zaman birilerine anlatma arzusundan değil, yaptığı ağırlık sebebiyle bu doluluğu taşıyamama hâlinden doğar. Bu yüzden yazmak sanatsal bir eylem olmaktan öte var olma ile ilgili bir ihtiyaçtır.

İnsan yazar; çünkü konuşmak yetmez, yazmak, daha çok kişiye ulaşmanın, söylediklerinin daha kalıcı olmasının, buradayım demenin en geçerli yoludur.

İnsan yazar; çünkü kendisine akıl, düşünme, anlama, idrak etme, aktarma, kelam yeteneği emanet edilmiştir, emanetin sorumluluğunu yerine getirmek ister.

İnsan yazar; çünkü insanın zamana, olaylara ve hayata karşı şahitlik ettiği için doğruyu yazmak, adaletsizliği, haksızlığı, ahlâksızlığı, zulmü, toplumsal sorunları dile getirmek insanın omuzlarına yüklenen bir sorumluluktur.

İnsan Fahreddin er-Râzî’nin; “Kalem 3. şahısları 2. şahsın yerine koyar. Bu nedenle insan dili ile yakınına anlatabildiği istek ve maksadını kalem ile uzağa anlatır.” Cümlesindekigerçeğin farkında olduğu için yazar.

Yazmak zamana karşı verilen kalıcı bir mücadeledir. İnsan, dağınık, gürültülü, arapsaçına dönmüş bir hayatı kendi çabalarıyla düzenlemek, anlam katmak, düşünceyi hizaya getirmek ve bunları kalıcı hale getirmek için yazar.

Yazan insan, dertlidir, yaralıdır, acılıdır. Bütün bunlar kelime ister, cümle ister, yazı ister. Yazmak şifa vermese bile insanın dağılmasını, kendini kaybetmesini ve ulaşabildiği tüm insanların duygularını paylaşmasını sağlar.

İnsan yazar, çünkü susmak çoğu zaman erdem değildir ve çoğu suskunluklar korkudandır, sindirilmişliktendir, bananeciliktendir, bağnazlıktandır. Yazmak ise bütün bunlara, gaflete, suskunluğa, korkaklığa, aymazlığa itirazdır.

Buradan yola çıkınca yazmak; zamanın nabzını tutmak, hakikate ses olmak, görmezden gelinenleri görünür hale getirerek toplumu uyarmaktır.  

Toplumlar yanlışa, çirkinliğe, haksızlığa, ahlâksızlığa yavaş yavaş alışır. En tehlikeli çürüme, çökme de budur. Yazar bu alışkanlığı bozmaya, alışılan her türlü kötülüğü sorgulamaya ve bütün bunlara itiraz etmeye çalışır.

Yazmak; kendisini de yargıya kattığı için yazanın da, yazılanın da konforunu bozar, rahatsız eder. Çünkü yazar, toplumdan bağımsız değildir. Aynı derdi paylaştığı, aynı acıyı çektiği, aynı yükü taşıdığı için uyarı ve eleştirinin ahlâkı olan samimiyeti gösterir ve kendisi adına özeleştiri yapar.

Sonuçta yazı yazmak, dünyayı, ülkeyi kurtarma iddiası değildir. İnsanı ve insanlığı uyandırma çabasıdır bu sebeple yazar bir tek kişiyi bile düşünmeye, sorgulamaya, eleştirmeye sevk ediyorsa, insan olarak üzerine düşen görevi yerine getirmiştir.

Unutmamak gerekir ki; toplumlar büyük sözlerle, sloganlarla, hamasetle değil küçük ama etkili uyanışlarla değişir. Yazarlar da bu uyanışın, bu dirilişin sessiz, sakin, sabırlı ve ısrarlı nöbetçisidirler.