Birilerinin bizler neden müzik eşliğinde eğlenmeyeyim düşüncesiyle çalıp söylediği ilahilere ve “manevi konserlere” bakınca “kalbiniz Allah ile mi titriyor, yoksa hoparlörlerden çıkan müziğin ritmi ile mi?” Ve de “din bir yaşam biçimi mi, yoksa ortama göre değişen bir algı mı?” sorularını sormak gerekiyor diye düşünüyorum.
Çünkü daha önceleri tekkelerde, mescitlerde hakikate yaklaşmak için manevi yoğunlaşma aracı olarak kullanılan ilahiler ve gözyaşları yerini salonlarda, davetlerde, konserlerde müziğin, ritmin sözü örttüğü ilahilere ve alkışlara bıraktı.
Önceleri evlerde, camilerde Allah’a secde eden yürekler vardı. Bugün konserlerde, iftar sofralarında müzikle coşan bedenler var.
Çünkü bir zamanlar tevazuyla, sabırla, Allah’a yaklaşmanın getirdiği sessizlik, huzur, sükûnetle tutulan oruçlar, geceleri yapılan ibadetler vardı şimdilerde ise iftar sofralarında bile müziğin ritmine kapılarak dinlenilen “Manevi Konserler” var.
Bir zamanlar kalbi arındırmak, gözyaşı, tövbe, nefsi susturmak için okunan ilahiler, şimdilerde partilerin, markaların, bazı vakıf ve cemiyetlerin iftar eğlencesi, reklam aracı, gösteri malzemesi, sosyal medyada takipçi artırmak isteyenlerin oyuncağı durumunda.
Eskiden Mümin Allah derken yüreği titrer, yürekleri titretirdi, şimdilerde ise Allah’ın adı müzik konserlerinde, şovlarda yankılanıyor ve Müslümanların yüreği değil ses sistemlerinin hoparlörleri titriyor
Bugün ilahi konserleri coşkusunda, ritmin akışına kendini bırakan veya iftar sofralarında neşeli, insanı kıpır kıpır eden ilahiler söylenirken coşan, alkış tutan nice insan var ama özellikle sabah namazlarında ve diğer vakitlerde saflar bomboş.
Şimdi sormak gerek bu ilahiler seni secdeye, camiye, ibadete götürmüyorsa, seni günaha karşı uyandırmıyor, din ve ibadet konusunda daha hassas olmanı sağlamıyorsa diğer şarkılar gibi gönlünü, kulağını okşamış, sana keyif vermiş olmuyor mu?
İlahileri dünyevi bir haz ile dinleyen sen; Allah’ın adının müzikle, ritimle ilahi adı altında sunulan güncel şarkıları dinlemekle, alkışlamakla yüceleceğini mi sanıyorsun?
Unutma ki takva, etikete göre değişmez, haram, ambalaj değişip üzerine helal yazınca helal olmaz.
Din, ticaretinizi ve siyasetinizi onun adı altında, onu kullanarak yürüteceğiniz bir sektör değildir. Allah, Peygamber sevgisi ve İslâm bir marka, bir trend değildir ve sizin kazanç kapınız olamaz.
Demek ki burada mesele müzik değil, mesele dinin eğlenceye dönüşmesi, eğlenceye teslim olması, birilerinin müzik aracılığıyla, kendi reklamları için dini kullanmasıdır.
İslam şatafatlı iftar sofralarında verilen müzik (ilahi) konserleriyle, manevi konser adı altında yapılan eğlencelerin sahne ışıklarıyla ve alkışlanmakla büyümez.
İslam, doğru örnek olmakla, hayatının her alanına, her anına hoşgörüyü, barışı, yardımlaşmayı, adaleti, hakkı, hukuku, doğruluğu, dürüstlüğü, merhameti sokarak ve hayatını dini referans alıp doğru örnek olarak dini yaşamakla büyür.
İslam alkışla değil, amel ile büyür ve yükselir. Allah rızası için dinimizi hiç kimse, hiçbir görüş için dekor yapmayalım. Allah’ın adını ve Yüce Dinimiz İslâm’ı gösteri malzemesi etmeyelim, ettirmeyelim!
Unutmayalım ki; mikrofonlardan ve hoparlörlerden ses yükselince iman yükselmez. Müziğin ritmi artınca takva artmaz. Takva, sessiz gecelerde kılınan namazla, yapılan tövbeyle, Allah’ın emrettiği gibi dosdoğru insan olmakla artar.