- Erzurum Haber Gazetesi - https://erzurumhabergazetesi.com -

REKTÖR HACIMÜFTÜOĞLU MİLLİ BİR HAMLENİN PEŞİNDE

Atatürk Üniversitesi’nde son günlerde sessiz ama çok büyük bir yürüyüşün başladığını görüyoruz.

Öyle sıradan bir proje değil…

Öyle günü kurtarmaya dönük bir çalışma da değil…

Bu mesele, doğrudan ülkenin geleceğiyle ilgili bir mesele…

*

Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulan Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün resmen faaliyete geçmesi, bana göre yalnızca akademik bir gelişme değildir.

Bu adım, Türkiye’nin yıllardır dışa bağımlı olduğu ilaç ham maddesi üretiminde kendi ayakları üzerinde durabilmesi adına yakılmış önemli bir meşaledir.

*

Bugün dünyanın en büyük güç mücadelelerinden biri artık enerji kadar sağlık üzerinden yürümektedir.

Pandemi döneminde bunu hep birlikte gördük.

İlaca ulaşamayan ülkelerin nasıl çaresiz kaldığını, ham maddeyi elinde tutanların nasıl stratejik üstünlük sağladığını yaşayarak öğrendik.

*

İşte tam da böyle bir dönemde Atatürk Üniversitesi’nin attığı bu adım son derece kıymetlidir.

Enstitü bünyesinde 11 farklı araştırma grubunda görev yapan 88 bilim insanının, stratejik öneme sahip 100 ilaç hammaddesini Türkiye’de üretmeye yönelik çalışma yürütmesi küçümsenecek bir iş değildir.

Her gruba ayrılan proje bütçesi ve ortaya çıkan ilk sonuçların umut verici olması da işin ciddiyetini göstermektedir.

*

Daha da önemlisi, üniversite bünyesinde kuruluş süreci devam eden İlaç Hammadde Üretim Merkezi için Türkiye’nin öncü firmalarıyla yapılan stratejik görüşmelerdir.

Çünkü mesele sadece laboratuvarda bilgi üretmek değildir.

Asıl mesele, o bilginin üretime dönüşmesi,

Sanayiyle buluşması ve vatandaşın kullandığı ilaca kadar ulaşabilmesidir.

*

Dünyada artık ilaç geliştirme süreçleri klasik yöntemlerle yürümüyor.

Yapay zeka destekli sistemler, molekül analizleri, protein modellemeleri ve klinik öncesi veri işleme teknikleri sayesinde yıllar süren süreçler çok daha kısa hale geliyor.

AlphaFold ile başlayan yapısal biyoloji devrimi, bilim dünyasında yeni bir kapı açmış durumda.

*

Atatürk Üniversitesi’nin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanındaki güçlü akademik altyapısı düşünüldüğünde, bu yürüyüşün tesadüf olmadığı açıkça görülüyor. DAYTAM’ın dijital altyapısıyla Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün birleştiği nokta, Türkiye’nin yapay zeka destekli ilaç keşif çalışmalarında önemli bir merkez olma potansiyeli taşımaktadır.

*

Burada özellikle bir noktayı ifade etmek gerekiyor…

Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu’nun bu meseleye yaklaşımını dikkatle takip ediyoruz.

Rektör hocanın yıllarını bu alana vermiş bir bilim insanı olması, yürütülen çalışmanın neden bu kadar kararlı ilerlediğini de ortaya koyuyor.

Gördüğüm kadarıyla rektör hoca, günübirlik işlerin peşinde koşmak yerine,

Ülkeye uzun vadeli katkı sunacak, dünya ölçeğinde ses getirecek bir hedefin peşinden gidiyor.

*

Çünkü ilaç ham maddesi meselesi yalnızca ekonomik bir mesele değildir.

Bu mesele aynı zamanda bağımsızlık meselesidir.

Milli güvenlik meselesidir.

Gelecek meselesidir.

*

Eğer bir ülke kendi ilacını üretemezse, en kritik zamanlarda başkasının kapısını çalmak zorunda kalır.

Bu nedenle Atatürk Üniversitesi’nde başlatılan bu çalışmayı sadece üniversitenin bir projesi olarak görmek doğru olmaz.

Şehrin bütün dinamiklerinin,

İş dünyasının,

Siyasetin ve bürokrasinin bu sürece sahip çıkması gerekir.

Çünkü başarıya ulaşması halinde bu proje yalnızca sağlık alanında değil,

Ekonomi,

Sanayi, İistihdam ve şehir vizyonu açısından da Erzurum’un kaderini değiştirecek bir potansiyele sahiptir.

*

Biz umutluyuz…

Biz gururluyuz…

Ve açık söylemek gerekirse heyecanlıyız…

Böylesine büyük ve hassas bir yükün altına giren rektör hocaya kolaylıklar diliyorum.

Rabbim yar ve yardımcısı olsun.