Bazen yaptığınız bir işin etkisini hemen görürsünüz.
Bazen de aradan yıllar geçer, hiç beklemediğiniz bir anda size gözlerinizi yaşartacak kadar güzel bir teşekkürle döner.
Geçtiğimiz günlerde elime ulaşan bir mesaj ve eski bir belge, işte tam da böyle bir duygu yaşattı bana.
Tarih: 1 Nisan 1988…
O yıllarda Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti olarak okullarda “En İyi Duvar Gazetesi” yarışması düzenliyorduk. Gençleri yazmaya, düşünmeye ve üretmeye teşvik etmek için öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi ödüllendiriyorduk.
Yarışmada ödül verdiğimiz Erzurum Lisesi son sınıf öğrencilerinden biri de Savaşkan İlmak’tı.
Mersin’den Antalya’ya taşınma hazırlığında eski eşyalarını ayıklarken o başarı belgesine rastlamış.
Bugün eğitimci, yönetici ve yazar kimliğiyle tanınan Savaşkan İlmak, belgeyi ve duygularını şu satırlarla benimle paylaştı:
“Değerli ağabeyim,
Mersin’den Antalya’ya taşınıyorum. Toparlanırken elime geçen bir belge beni çok duygulandırdı. Üzerinde sizin imzanız var.
2013’ten beri Pusula’da kesintisiz süren yazı serüvenimin vizesini siz aslında 37 yıl önce vermişsiniz.
Bu anı şimdi benim için çok daha anlamlı hale geldi.
Beni o gün bu denli yüreklendirdiğiniz için bugün ellerinizden hürmetle öpüyorum.”
Mesajı okurken hem duygulandım hem de içimi derin bir mutluluk kapladı. Demek ki genç bir kalbe verilen küçük bir destek, söylenen güzel bir söz ya da takdir için sunulan bir belge, aradan onlarca yıl geçse bile silinmiyor, unutulmuyor.
Peki kimdir Savaşkan İlmak?
1971 Oltu doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Erzurum’da tamamladı. Erzurum Lisesi’nden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi’ni bitirdi. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği ve okul yöneticiliği yaptı.
2007 yılında “Aklın Yolu Nereden Geçiyor?” çalışmasıyla Kadir Has Üniversitesi ve Kadir Has Vakfı tarafından “Yılın Adamı” ödülüne layık görüldü.
Spor yazılarıyla dikkat çeken İlmak, 2008’de internet ortamında yapılan halk oylamasıyla “Yılın En İyi Spor Yazarı” seçildi.
“Düdüklü Pencere” adlı kitabı da bu yazılarının bir derlemesi.
Savaşkan İlmak’ın gönderdiği o eski başarı belgesi ve sıcak mesajı bana bir kez daha gösterdi ki; eğitimde, basında ve hayatta yapılan hiçbir güzel iş boşa gitmiyor.
Aradan 37 yıl geçse bile bir köşede saklanan bir belge, eski bir hatırayı canlandırıyor ve insanın yüreğini ısıtmaya yetiyor.