- Erzurum Haber Gazetesi - https://erzurumhabergazetesi.com -

KONGRE BİNASI’NIN EMANETİNE REKTÖR HACIMÜFTÜOĞLU SAHİP ÇIKTI

Erzurum’un hafızası niteliğindeki Tarihi Kongre Binası son günlerde bir kez daha şehrin gündemine oturdu.

Hatırlanacağı üzere süreç, İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin Erzurum Valiliği döneminde Kongre Binası’nda meydana gelen yapısal bozulmaların tespit edilmesiyle başlamıştı.

Binanın bazı bölümlerinde açılmaların meydana geldiği, depreme karşı dayanıklılığının zayıfladığı ifade edilmiş ve bu nedenle kapsamlı bir restorasyon çalışmasının yapılacağı açıklanmıştı.

*

Ancak her önemli konuda olduğu gibi bu meselede de kulaktan kulağa yayılan farklı söylemler gündemi meşgul etti.

Kimi çevreler tarihi binanın yıkılacağını iddia etti,

Kimileri ise Kongre Binası’nın bulunduğu yerden kaldırılacağını ileri sürdü.

Oysa Sayın Mustafa Çiftçi, Kardelen TV ekranlarında yayınlanan Analiz Programı’nda oldukça net konuşmuştu.

Binanın yıkılmasının söz konusu olmadığını, aksine daha fazla zarar görmemesi için aslına uygun şekilde restore edileceğini ifade etmişti.

Bu açıklamayla birlikte restorasyon süreci netleşti ve binanın geçici olarak boşaltılması gündeme geldi.

*

İşte tartışmaların başladığı nokta da burası oldu.

Kongre Binası içerisinde bulunan tarihi fotoğrafların ve çeşitli materyallerin restorasyon sürecinde Ankara’ya gönderileceği yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıyınca tepkiler peş peşe gelmeye başladı.

Sivil toplum kuruluşları itiraz etti.

Basın konuya duyarsız kalmadı.

Vatandaşlar ise doğal olarak şu soruyu sormaya başladı:

“Erzurum’da bu emanetleri koruyacak bir yer yok mu?”

*

Aslında mesele fotoğrafların korunması değil, meselenin yönetiliş biçimiydi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada fotoğrafların sadece muhafaza amacıyla Ankara’ya götürüleceğini, restorasyon tamamlandıktan sonra tekrar Kongre Binası’ndaki yerlerine döneceğini duyurdu.

Elbette devletin koruma refleksini anlamak mümkün.

Fakat insan ister istemez düşünmeden de edemiyor.

İki büyük üniversitesi bulunan,

Valiliği bulunan,

Müzeleri bulunan,

Köklü kurumlara sahip bir büyükşehirde bu tarihi fotoğrafların geçici olarak muhafaza edileceği bir mekan gerçekten bulunamadı mı?

*

İşte kamuoyunun zihninde oluşan soru işaretleri de tam olarak burada başlıyor.

Çünkü mesele yalnızca birkaç fotoğrafın taşınması değildir.

Mesele, şehrin hafızasına ait değerlerin yine bu şehirde korunup korunamayacağıdır.

Vatandaşın tepkisini haksız görmek de mümkün değil.

Neyse ki süreç içerisinde Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu devreye girdi ve son derece yerinde bir yaklaşım ortaya koydu.

“Bu tarihi fotoğrafları üniversite olarak biz muhafaza ederiz” dedi.

Aslında belki de en başta akla gelmesi gereken çözüm buydu.

*

Peki bu iş kamuoyunda günlerce tartışılmadan, çeşitli kesimlerin tepkisine neden olmadan önce neden kimsenin aklına gelmedi?

Neden üniversitelerle önceden istişare edilmedi?

Neden şehirdeki kurumların görüşü alınmadı?

İşte üzerinde durulması gereken asıl konu da budur.

Maalesef bizler birçok konuda istişareyi sonradan hatırlıyoruz.

Oysa istişare sadece yöneticilik açısından değil, inancımız açısından da önemli bir prensiptir. Ortak akıl çoğu zaman sorunları büyümeden çözer,

Yanlış anlaşılmaların önüne geçer ve kamuoyunda oluşabilecek gereksiz tartışmaları engeller.

Bugün gelinen noktada görünen o ki mesele tatlıya bağlanmış durumda.

*

Ancak bu olayın geride bıraktığı önemli bir ders var,

Bir şehrin değerleriyle ilgili kararlar alınırken o şehrin kurumlarını,

Üniversitelerini ve kanaat önderlerini sürece dahil etmek gerekir.

Çünkü bazen çözüm Ankara’da değil, yanı başımızdadır.

Yeter ki birbirimize danışmayı ihmal etmeyelim.