En kolay yaptığımız işlerden biri Erzurum Tanıtım Günleri düzenlemek.
Ama işin organizasyonunu profesyonelce yapmakta nedense bir türlü istediğimiz noktaya gelemiyoruz.
Daha önemlisi,
Bugüne kadar Erzurum’u temsil ettiklerini iddia eden bazı vakıf ve derneklerin, şehrin menfaatlerinden çok yöneticilerinin siyasi geleceğine hizmet eden bir anlayışla hareket ettiklerini görmek üzücü.
Yanlış anlaşılmasın…
Elbette herkes siyaset yapabilir.
Elbette milletvekili aday adayı da olabilir,
Aday da olabilir.
Bu demokratik bir haktır ve herkese açıktır.
Benim anlatmak istediğim başka bir şey.
Erzurum’u kişisel hesapların,
Siyasi hedeflerin ve bireysel kariyer planlarının malzemesi yapmamak gerekir.
*
Yıllardır özlenen tablo,
Vakıf ve derneklerin bir araya gelmesi,
Tek ses ve tek yürek olmasıdır.
Bu birliktelik oluştuğu gün herkesin ilk beklentisi hemen Erzurum Tanıtım Günleri düzenlemek olmamalıdır.
Asıl beklenti, bu birlikteliğin zamanla büyüyerek Erzurum’un güçlü bir lobisine dönüşmesidir.
*
Neden mi?
Çünkü gerçek lobi faaliyetleri küçük işlerle değil, büyük meselelerle uğraşır.
Şehrin sorunları masaya yatırılır.
Erzurum’un ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde daha güçlü durabilmesi için büyük yatırımcıların, sanayicilerin ve iş insanlarının şehre yönelmesi adına çalışmalar yapılır.
Projeler geliştirilir.
Takip edilir.
Sonuç alınır.
Biz Erzurum için yıllardır ‘turizm şehri’ diyoruz.
Haklıyız da.
Palandöken Kayak Merkezi dünya çapında önemli merkezlerden biridir.
Yaylalarımız,
Termal kaynaklarımız,
Tarihi eserlerimiz,
Tortum Şelalemiz,
Narman Peribacaları’mız ve eşsiz doğamız başlı başına birer değerdir.
Ancak turizmi geliştirecek temel unsurlardan biri olan ulaşım konusunda ne kadar ses çıkarıyoruz?
Mesela yüksek hızlı tren…
Trabzon-Ankara hattı konuşuluyor. Gaziantep, Adana ve Kahramanmaraş hatları üzerinde çalışmalar sürüyor.
Sivas’a kadar ulaşan yüksek hızlı trenin Erzurum’a kadar gelmesi için bugüne kadar ne kadar güçlü bir kamuoyu oluşturabildik?
Vakıflarımız ve derneklerimiz bu konuyu ne kadar gündemlerinde tutuyor?
Lobi dediğimiz şey tam da budur.
Sorunları tespit etmek, çözüm üretmek ve takipçisi olmaktır.
*
Erzurum aynı zamanda bölgenin en önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biridir.
Bu alanda yeni yatırımların, modern üretim tekniklerinin ve ihracat imkânlarının geliştirilmesi için ne kadar enerji ortaya koyuyoruz?
Açık konuşmak gerekirse, ben büyük çaplı girişimler göremiyorum.
Ne görüyorum?
Çok laf, az iş…
Oysa şehirler konuşarak değil, üreterek ve proje geliştirerek büyür.
Evet, Erzurum Tanıtım Günleri yapılmalıdır.
Ama daha profesyonel yapılmalıdır.
Daha kurumsal yapılmalıdır.
Fakat önceliğimiz sadece bu olmamalıdır.
*
Şehrin çözüm bekleyen onlarca meselesi varken sürekli düğün dernek havasında etkinlikler düzenlemek, asıl meseleleri geri plana itmektedir.
*
Bizim bir sözümüz vardır:
“Oğlan evinden ses yok, kız evi dambıl dımbıl…”
Bugün biraz da durumumuz buna benziyor.
Erzurum’u vakıf ve dernekler üzerinden siyaset otobüsüne çevirmeyelim.
Şehrimizin geleceği için daha büyük düşünelim.
Daha büyük hedeflere odaklanalım.
Çünkü kalkınma;
Sadece etkinlik yapmakla,
Afiş asmakla
Ve birkaç gün süren tanıtım organizasyonlarıyla sağlanmaz.
*
Bunun en somut örneklerinden biri Bingöl’de gerçekleştirilen SÜTAŞ yatırımıdır.
Bu yatırımın bölge ekonomisine sağladığı katkı ve kişi başına gelirde oluşturduğu artış ortadadır.
Yıllardır adeta haykırıyoruz:
Erzurum, gıda sanayiinde odak şehir olmalıdır.
Hayvancılıkta sahip olduğu potansiyeli sanayiyle buluşturmalı, katma değer üreten ve refah seviyesi sürekli yükselen bir ekonomik yapıya kavuşmalıdır.
Bunun için de güçlü bir lobiye, ortak akla ve uzun vadeli bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç vardır.
Çünkü Erzurum’un ihtiyacı olan şey sadece tanıtım değildir;
Yatırımdır.
Üretimdir.
Kalkınmadır.
Güçlü bir lobidir.
Ve en önemlisi ortak akıldır.