Atatürk Üniversitesi…
Erzurum’un göz bebeği.
Bu şehrin yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bilimde, sağlıkta, kültürde ve ekonomide en önemli değerlerinden biri.
Yıllardır binlerce öğrenci yetiştiren,
Ülkemizin dört bir yanına bilim insanları,
Doktorlar,
Mühendisler
Ve eğitimciler kazandıran köklü bir üniversitemiz.
Dolayısıyla Atatürk Üniversitesinde yaşanan her gelişme, atılan her olumlu adım bizi de yakından ilgilendiriyor.
Çünkü üniversitenin başarısı, bir anlamda Erzurum’un başarısıdır.
*
Geçtiğimiz günlerde Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun Radyo Ritm’de gazeteci arkadaşlarımız Orhan Bozkurt ve Mesut Gülrek’in hazırlayıp sundukları Sesli Gazete programındaki açıklamalarını okudum.
Doğrusu üzerinde durulması gereken önemli konular vardı.
İlaç hammaddesinde yerli üretim hedefi, 400 yataklı yeni kanser hastanesi çalışması, bilimsel araştırmalardaki yükseliş ve üniversitenin dünya sıralamasında elde ettiği başarılar…
Hepsi ayrı ayrı önemli.
Ama benim dikkatimi çeken bir başka konu daha vardı.
Üniversitenin bilimsel birikiminin Erzurum’un sorunlarına çözüm üretmek için kullanılacak olması.
İşte üzerinde özellikle durulması gereken mesele de bu.
*
Önce hakkını teslim edelim.
Atatürk Üniversitesinin Farmakoloji, Toksikoloji ve Eczacılık alanında dünya sıralamasında 207’ncilikten 80’inciliğe yükselmesi küçümsenecek bir başarı değil.
Üstelik Türkiye birinciliğini de koruyor.
Araştırma üniversiteleri arasında 16’ncı sıradan 13’üncü sıraya yükselmesi de önemli bir gelişme.
Bu başarıların arkasında elbette ciddi bir akademik emek, araştırma ve çalışma var.
Emeği geçenleri kutlamak gerekir.
Ancak benim üzerinde durmak istediğim asıl konu, bu başarıların Erzurum’a ne kazandıracağıdır.
*
Rektör Hacımüftüoğlu’nun açıkladığı ilaç hammaddesi üretim merkezi projesini özellikle önemsiyorum.
Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik böyle bir çalışmanın Atatürk Üniversitesi bünyesinde yürütülmesi son derece değerli.
Düşünebiliyor musunuz?
Erzurum’da bilimsel araştırmalar yapılacak,
İlaç hammaddesi geliştirilecek,
Belki de ülkemizin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünlerin üretimine buradan katkı sağlanacak.
Bu yalnızca üniversitenin değil, Erzurum’un da önünü açabilecek bir gelişme.
Yeter ki hedefler kağıt üzerinde kalmasın.
Üretime, yatırıma ve istihdama dönüşsün.
*
Bir başka önemli konu da 400 yataklı kanser hastanesi çalışması.
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi yıllardır yalnızca Erzurum’a değil, çevre illere de hizmet veriyor.
Rektörün açıklamasına göre hastaneye günlük yaklaşık 10 bin hasta girişi var.
Bu rakam bile sağlık alanındaki ihtiyacın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Kanser gibi tedavisi uzun, zahmetli ve hastalar kadar ailelerini de yıpratan bir hastalık için yeni ve donanımlı bir hastane yapılması elbette sevindirici olacaktır.
Temennimiz, bu önemli yatırımın en kısa sürede somutlaşması ve hizmete girmesidir.
*
Gelelim benim için en önemli meselelerden birine…
Üniversite ile şehir arasındaki ilişkiye.
Yıllardır söyleriz.
Erzurum bir üniversite şehridir.
Ama şu soruyu da sormamız gerekiyor:
Erzurum, sahip olduğu üniversitenin bilimsel gücünden yeterince yararlanabiliyor mu?
Bence bu sorunun üzerinde ciddi biçimde düşünmeliyiz.
Erzurum’un tarımda,
Hayvancılıkta,
Turizmde,
Sanayide
Ve istihdamda çözüm bekleyen sorunları var.
Gençlerimizin iş bulma sıkıntısı var.
Göç meselesi var.
Üretim ve yatırım ihtiyacı var.
İşte üniversitenin bilimsel gücü bu alanlarda daha fazla hissedilmeli.
Akademisyenlerimizin bilgi ve birikimi, şehrin kalkınmasına doğrudan katkı sağlamalı.
Rektör Hacımüftüoğlu’nun Erzurum’un sorunlarını bilimsel yöntemlerle ele alacaklarını açıklamasını bu nedenle önemli buluyorum.
Çünkü üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir.
Bulundukları şehrin geleceğine de yön vermelidir.
*
Atatürk Üniversitesinin yeni dönemde açıkladığı hedefler gerçekten umut verici.
Elbette hedef koymak önemlidir.
Ancak daha önemlisi o hedeflere ulaşabilmektir.
Bizim beklentimiz de budur.
Dünya sıralamasında yükselen, bilimsel başarılarıyla adından söz ettiren, sağlıkta ve teknolojide önemli yatırımlara imza atan bir Atatürk Üniversitesi…
Ve bütün bu başarılardan hak ettiği payı alan bir Erzurum…
İstediğimiz tablo bu.
Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ve ekibinin ortaya koyduğu hedefleri önemsiyor, başarılı olmalarını gönülden diliyorum.
Çünkü mesele yalnızca bir rektörün ya da üniversite yönetiminin başarısı değil.
Mesele Erzurum.
Mesele bu şehrin geleceği.
Atatürk Üniversitesi büyüdükçe Erzurum da büyümeli.
Bilimdeki başarı, şehrin ekonomisine, üretimine, istihdamına ve insanımızın günlük hayatına yansımalı.
İşte o zaman üniversitemizin “Adı gibi öncü” sloganı çok daha anlamlı olacaktır.
Biz de o günleri görmek istiyoruz.